22 Ağustos 2016 Pazartesi

Kazdağları: Osman Evcan İçin Pankart

17-21 Ağustos tarihleri arasında homofobiye, ırkçılığa, türcülüğe, cinsiyetçiliğe ve militarizme karşı düzenlenen Kara Yeşil Festival’de yoldaşları Anarşist/vegan tutsak Osman Evcan için dayanışma pankartı açarak Kazdağları’ndan, Silivri Hapishanesi’ne selam yolladılar.  


20 Ağustos 2016 Cumartesi

İtalya, Bologna: Anarşistler Patlayıcı Madde Bulundurmaktan Tutuklandı

4 Ağustos günü yerel medyada çıkan bir kavgadan sonra anarşistlerin evlerine yapılan baskınlarla ilgili haberler çıktı.  Medyada çıkan haberlerle göre evde “aseton, hidrojen peroksit gibi maddeler bulunmaktaydı. Bu maddeler eğer belli şekillerde kullanılırsa patlayıcı bir karışım yaratabilirdi. Hepsi bu kadarla da sınırlı değil. Muhalif belgeler ve yazılar da bulundu. Gazetelere göre bu patlayıcı madde bulundurmaktan dolayı bir gözaltıydı. Yoldaşımız şu an Bologna Dozza Hapishanesi'nde mahkemesini beklemekte. 

Biz devlet baskısı ile yüzleşen bütün yoldaşlarımızın yanında olduğumuz gibi Divine’in da yanındayız. 

Mektup yazmak isterseniz adresini aşağıda bulabilirsiniz: 

Divine Umoru

Via Arginone, 327

44122 Ferrara

Şili: Anarşist Yoldaşlar Tamara Sol ve Natalia Collado’dan Mektup



Beraber olduğumuz, var olan yoldaşlarımıza.. Böyle grupların varlığından yeni haberdar olduk. Bu inisiyatiflerdeki yoldaşlarımızla bir bağlantımız yok onları tanımıyoruz ama dayanışma ve birliktelik için bir araya gelen bireylerin veya grupların varlığını bize verdikleri güçle selamlıyoruz. Bu bize hapishanelere dayanma gücü verir. 

Kendimizi hapishanenin yüksek güvenlikli bölümünde bulmamızın üzerinden 3 hafta geçti. Diğer hapishane nüfusu ile karşılaştırıldığında biz bu bölümden ellerimiz kelepçeli olarak bir gardiyan kontrolünde olmadan dışarı çıkamıyoruz. Aynı zamanda aktivitelerden men ediliyoruz. Sadece bahçede kadınlarla futbol oynamamıza birkaç kez izin verildi. 

Bu kurumların özgürlükçü bireylerden, anarşistlerden, uygarlık ve sistemle zıt düşen insanlardan nasıl korktuğunu gösterir. En azından kadın hapishanesinde durum böyle. 

Ancak bu bağlamda biz tecridi ve kontrol mekanizmasını kırmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda mutfak bahçesi (geri dönüşümlü malzemelerden inşa ettiğimiz) gibi mekanları öğreniyoruz. Şu sıralarda bu bölümde başlatmak istediğimiz dikiş ve serigrafi gibi projelerimizi beklemekteyiz. 

Bilmenizi isteriz ki birlikte olmaktan çok mutluyuz ve kurulu düzenle karşı karşıya gelme yollarıyla ilgili daha fazla bağlar kuruyor ve fikirlerimizi güçlendiriyoruz. Silahlar ve patlayıcılarla ilgili yeni kanun kapsamında yoldaşlarımızın tutuklanmalarındaki artıştan endişeliyiz. Silahla veya molotofla yakalananlar 3 sene ile 5 sene arası görüş engelli ve etkinliklerden yararlanamadan hapse atılacaklar. Bu kundaklama cihazları ve patlayıcıları aktive edenler için de geçerli.

Bu yeni panorama ile yüzleşerek şunu söylüyoruz:  eylemden saldırıya geçerken amacını, etkililiğini, potansiyelini  düşünmek gerekir, aynı zamanda safları güçlendirmeli ve ataerkil, tekno endüstriyel kapitalist makinanın fiziksel, fikirsel ve manevi zayıf noktalarını görmemiz gerekir. 

Saldırı eylemlerini, İspanya’da tutsak yoldaşlarımızı, güneyde yanan kiliseleri, Teknoloji ve bilim merkezlerinin yıkımını, Microsoft’da araba bombalanmasını, ataerkiye karşı Rote Zora eylemlerini, Ateş Hücreleri Komplosu’nu, Mapuche, anonim olarak komplo kuran ve örgütlenen aynı eğilimdeki grupları referans alıyoruz.

Bu hücrelerden size sevgimizi gönderiyor ve meydana getirdiğiniz güç ve dayanışmayı alıyoruz.


Tamara Sol Farías y Tato (Natalia Collado).

S.E.A.S (San Joaquín Hapishanesi Yüksek Güvenlikli Bölüm).

Yunanistan: Yunanistan Hapishanelerindeki Tutsaklardan Açık Mektup


Yunanistan hapishanelerindeki tutsaklardan ortaklaşa sorumlu olan sosyal düzeni ve adaleti koruyan bakanlıklara açık mektup: 

3 Ağustos 2016 tarihinde yeni salıverilen tutsak Pëllumb Marnikollaj Patisia Polis Merkezine giderek  şartlı salıverilmenin gerekliliklerinden biri olarak ilgili otoritelerin önünde boy gösterdi. Şu ana kadar bilinmeyen nedenlerden dolayı Kızıl Haç Hastanesi'ne kaldırıldı. Ve sonunda da morga. Kimliği belirsiz kişi olarak gömülmeden önce- ki kimliğini otoriteler çok iyi bilmekteydi- akrabaları cesedini topladı ve işkence ile penceren atmadan şüphelendiler.

Biz ne olup bittiğini yargılayacak merci değiliz. Ancak bizim Yunan polisine inanmamamız için binlerce nedenimiz var. Sadece polisin bu olayın üstünü kapatmaktaki beceriksizliği değil aynı zamanda Yunan polisinin ortak aklına da aykırı açıklamalar yapmaları. (Tutsağı geçtik hangi vatandaş karakola ziyarete gidip ortalıkta dolanıp camları rahatsız edilmeden açıp kapatabilir?)

Eski tutsağımızın olayın ailesinin anlattığı şekline inanmamız için birçok nedenimiz var. Hepimiz karakollardaki sorgu odalarında yaşanan vahşeti gördük. Belki biz camdan atılmadık ancak sorgulamanın alışıldık biçimleriyle bunun tehdidi altında kaldık. Hepimiz karakolların camlarının “çiçek saksılarıyla” bezendiğini görünce şaşırmıştık.

Bu mektubu yazmamız ve bu olayı görünür hale getirmemiz bu olay hakkında bir soruşturma yürütüleceğine inandığımız anlamına gelmez. Bu olayın sorumluları da hesap vermeyecektir. Biz fakirler, işsizler, göçmenler, hapishanelerinizi dolduran herkes bedel ödemeye mahkumuz. Ancak bizi buraya getirenler otomatik silahlarıyla her zaman kendilerine tanınan dokunulmazlığın tadını çıkaracaklardır. Neyin suç olup olmadığına karar verilirken her zaman çifte standartlar uygulanır. 

Son olarak, biz Yunanistan hapishanelerindeki tutsaklar olarak Yunan ve Arnavutluk büyükelçiliklerinin oynadığı oyunda taraf olmayacağız. Sadece bir cevap istiyoruz. Polis hikayesinin provoke edici yalan yorumunu kabul etsek de bakanlar size soruyoruz, eski bir tutsağın veya bir göçmenin hayatı bu kadar değersiz mi?


Ps: Bu olayı protesto etmek için 3 gün boyunca akşamları hücremize girmeyeceğiz.


Yunanistan Hapishanelerindeki Tutsaklar

Etkinlik: Baskılar Neyi Amaçlar


Baskılar Neyi Amaçlar
16:00: Azerbaycan’daki Anarşist Hareket ve Baskılar
Azerbaycan’dan yoldaşlarımız Azerbaycan’daki anarşist hareket ve sosyal mücadelelerden, yüzleştikleri devlet baskısından ve son tutuklamalardan bahsedecekler.  

18:00: Avrupa’da Anarşistlere Operasyonlar

19:00: Forum

Geçen yıllarda Avrupa’da anarşistlere karşı birçok operasyon gerçekleştirildi. Devletler bu operasyonlardan “anti-terör” kanunlarının alanını genişleterek ve polis birimlerinin uluslararası işbirliğini büyüterek çıkar sağladı. Türkiye’ de 2012 1 Mayıs’ını, İspanya’daki, İtalya’daki son operasyonları, Belçika’da hala devam eden duruşmaları, Hollanda’daki gözaltıları ve Aachen’daki banka soygunundan yargılanan anarşistleri unutmadık. Anarşistlerin ve bütün devrimcilerin her gün yüzleştikleri baskılar hakkında söylenmek yerine bu tür baskıcı operasyonların ne amaçladığını ve bu baskılarla nasıl başa çıkacağımızla ilgili bir forum gerçekleştirmek istiyoruz.


Bütün bu soruları göz önüne alarak bir makale çevirdik:

DEVLET BASKISI VE SINIRLARI
Baskı bu toplumun yıkımı uğruna savaşanlar için kaçınması zor bir mevcudiyettir. Eğer özgürlüğümüz için savaşıyorsak kendimizi devletle ve onun çeşitli baskı aygıtlarıyla karşı karşıya buluruz: sokaklardaki polislerden, mahkemelere, hapishanelere kadar.
Bir gün hapishanede son bulacağımız gerçeği bütün devrimcilerin hesaba katması gereken acı bir bakış açısıdır. Baskılar bazı yoldaşlarımıza ulaştığında, amacının sadece bazı sınırları aşanları “cezalandırmak” veya hapsetmek olmadığını aynı zamanda mücadeleyi, projeleri, dinamikleri durdurmayı veya engellemeyi amaçladığını unutmamalıyız. 

Baskı Kişisel Bir Şey Değildir
Baskı geldiğinde tepkilerden biri de geri çekilmedir. Hemen sığınacak yer ararız. Problemlerle açık bir şekilde mücadele edilmez, olup bitenler her ne kadar konuşulsa da bunlar, sanki baskılar herkesi ilgilendirmezmişçesine,  açık değil küçük gruplar içinde konuşulur.( Aslında baskılar sadece anarşistleri değil bütün toplumu ilgilendirir.)
Ben şahsen bunun büyük bir hata olduğunu ve baskılarla yüzleşirken bunun yapmamız gerekenin tam tersi olduğunu düşünüyorum. Açık olması gereken bir şeyi gizlemek bir anlam ifade etmez.
Sonunda, baskı sadece bir kişiyi veya “hayalet” bir anarşist hareketi ilgilendirmez, olası isyancılara gözdağı vermeyi amaçladığı için bütün toplumu ilgilendirir. Eğer bir yoldaşımız tutuklanırsa, bunun hakkında konuşmama tabusunu yıkmamız gerekir. Kim bilir belki neler olup bittiğini anlattığımızda “dışarıdan” başkaları tutsak yoldaşımıza yakınlık duyacaktır. 

Dayanışma?
Baskı ile ilgili sık sık aklımıza gelen diğer bir soru da dayanışmadır.
Söylemek üzere olduğum şeyi yanlış anlamayın: Hapishanedeki veya zorluk çeken yoldaşlarımıza sahip çıkmak gereklidir ancak “baskılarla mücadele” ve yoldaşlarımızı desteklemek söz konusu olduğunda birçok kişi için öncelik bir şeyleri ithaf etmek haline gelir, çoğu zaman bu yoldaşların hapse girmeden önce mücadelenin içinde olduğu ve bu mücadelenin bu yoldaşların eksikliği yüzünden zora girdiği unutulur.

Bence dayanışma aynı zamanda mücadeleye ve projelere devam etmek ve bunların bazı yoldaşların tutuklanmasıyla bölünmesini kabul etmemektir. Öteki türlü kendimizi bir kısır döngünün içinde buluruz: bazı yoldaşlarımız tutuklanır- baskılara karşı mücadele verilir- başka gözaltılar, vb… bundan çıkış yolu bulamayız. Biz anarşistler olarak unutmamalıyız ki, bizim amacımız sosyal devrimdir ve devlet var oldukça baskı da var olacaktır. Eğer baskı ile mücadele edeceksek, devletin yıkımı için savaşmalıyız.

İttifaklar? 
Baskılar bize vurduğunda, çoğu zaman tecridi kırmaktan bahsederiz. Bu genel anlamda katıldığım bir prensip. Ancak çoğumuz için tecridi kırmak bizden çok farklı amaçları olan az çok devrimci gruplarla internet ittifakı kurmaktır. Biz devleti yok etmek istiyorsak, onlar devleti ele geçirmek ve bazı “aşırılıkları” önlemek için yeniden düzenlemek isterler. Bunun mantığı şudur: Az sayıda ve “zayıf” olduğumuz için sayıca üstün güçlerden “koruma” istemeliyiz. Tecridi kırmak bu anlamda söz konusu fikirler olduğunda paylaşacak hiçbir şeyimiz olmayan politik gruplara açılmak demektir.

Tecridi kırmak, benim gördüğüm anlamda farklı bir şeydir: Diğer politik gruplara açılmak yerine, bizim gibi baskı altında olanlarla veya diğer devrimci azınlıklar yerine potansiyel isyancılarla suç ortaklığı içinde olmalıyız. Bu nedenle iletişim kanalları açmak önemlidir.(bildiriler, posterler, gazeteler, sokaktaki inisiyatifler) Fikirlerimizi iyi veya kötü günde sokaklara taşımalıyız.

Alıntı: Dissonanz. 33. 3 Ağustos 2016

Yunanistan: Anarşist Yoldaşlarımız Marıos Seısıdıs ve Kostas Sakkas’ın İlk Açıklamaları

4 Ağustos’ta Sparta’ da rastgele polis kontrolü yüzünden özgürlük yolculuğumuz sona erdi. 

İki yolun sonuna gelsek de, iki farklı başlangıçta olsak da aynı amaçta birleşiyoruz. Bu da özgürlük. Özgürlük bize verilmedi ve biz bağışlanmadı. Tam tersi her birimiz kendi karakteristiklerimizle, kendi bildiğimiz şekilde çoğu kişinin gün gibi ortada olduğunu düşündüğü bir şey için savaştık. Gökyüzüne her bakışımız için, her özgür el sıkışması için, her özgür kucaklama için, özgür nefes alışımız için savaştık. 

Eziyet veren mekanizmaların bizi yoksun bıraktığı şeyleri geri aldık: tek silahımız özgürlüğe olan sonsuz tutkumuz ve aynı zamanda arkada kalanlar için savaşmaya devam ettiğimiz düşüncesinden aldığımız cesaret. 

Bunun yanı sıra, özgürlük ve hayatın tam tersine, devletin üniformalı katillerine, burjuvazinin uşaklarına ve sermayeye karşı durduk. Onlar, içgüdüsel olarak bariz olanı yaptığımız için, ellerinden kaçmaya çalıştığımız için bizi arkadan vurmaktan, bize işkence yapmaktan çekinmeyenlerdir. 

Kurşunlar hedefini bulsa da bu fikirlerimizi değil ancak bizi öldürürdü. Özgürlük azmine bu zamana kadar savcılar da onların silahları da elini sürememiştir. Çünkü  bizim tasavvur ettiğimiz şeyi otoritelerin sığ kafası almaz. İşte bu yüzden bizi öldürseler bile, bir mücadeleden diğerine bayrağı devrederek ilham veren devrim hayalini silemeyeceklerdir.
Tutuklanmamızın ilk anından itibaren medya lağamı sistematik olarak yıkanmaya başladı. Bir çok kötü uydurulmuş senaryoyla, birbirinden tamamen bağımsız kişi ve durumları bağlamaya çalışarak, her anlamda “birbirini hayatta tutan damarlar” teorisini kanıtlamaya çalıştılar. Bu taktik, neye hizmet ettiğini bildiğimiz için bizi şaşırtmadı. Ancak bunun yolunu bulamayacaklar. 

Son yıllarda birçoğumuz çamur atmalarla ve gazetecilerin yanlış bilgilendirmeleriyle karşılaştık. Ve biz hedef aldıkları insanlara karşı anti-terör güçlerinin  takıntılı intikam dolu pratiklerini çok iyi biliyoruz. Yine de onlara –çok iyi bilmelerine rağmen- insanları sonsuz kadar kandıramayacaklarını ve onların ağzında kolay lokma olmayacağımızı hatırlatıyoruz. 

Biri silahla yakalanırsa kesin teröristtir. 

Şortla ve uyku tulumuyla yakalanan biri, kimse terörist olduğunu anlamasın diye turist kılığına girmiştir. 

Gazeteciler artık bilmeli ki anlamsızlıkları ve güvenilmezlikleri en üst seviyeye ulaştı.
Son olarak, bizim yanımızda olan bütün yoldaşlarımızı selamlıyoruz. Evelpidon adliyesinde dayanışmaya gelen onlarca insanı gördükten sonra hislerimizi anlatmakta kelimeler çok yetersiz. Bu bize tekrardan dayanışmanın tatil tanımadığını gösterdi. Ayrıca yeraltında geçen bunca sene bir an bile yalnız hissetmedik. 

ÖZGÜRLÜĞE OLAN TUTKUMUZ HÜCRELERDEN GÜÇLÜDÜR. 

MARIOS SEISIDIS
KOSTAS SAKKAS

18 Ağustos 2016 Perşembe

ABC İstanbul Film Gösterimi

Anarşist Tutsaklarla Dayanışma Haftası kapsamında ''Bir Katliamın Romanı'' filminin gösterimi ve ardından, Piazza Fontana Patlaması, arka planı, sonrasında gelişen olaylar ve dönemin anarşist örgütlenmeleri üzerine bir tartışma yapılacaktır. 

Guiseppi Pinelli Kimdir?
12 Aralık 1969’da Milan Anarşist Kara Haç’tan Guiseppi Pinelli İtalya’da gerçekleşen çeşitli bombalama eylemleriyle ilişkisi nedeniyle gözaltına alındı. Bu, polisin bombalamaları Anarşist Kara Haç ve Pinelli üzerine atma konusunda ilk girişimi değildi. Pinelli polis tarafından 3 gün sorguya çekildi. Üçüncü günün sonunda gece yarısından biraz önce Pinelli polis merkezinin 4. Katından aşağıya atıldı. Ölümüne sebep olacak şekilde yaralandı. Yetkililer Pinelli’nin camdan atlamadan önce hakkındaki suçlamaları kabul ettiğini söylediler. 

Pinelli ve Valpreda isimli başka bir anarşist İtalya’daki bombalamaların Neonaziler tarafından yapıldığının kanıtları ortaya çıkmasına rağmen hala bununla ilgili suçlanmaktaydılar. Daha sonraları bu bombalamanın faşist bir komplo olduğu, CIA ve NATO tarafından desteklendiği ortaya çıktı. “Gerilim stratejisi” olarak bilinen bu plana göre, bombalar yerleştirilecek ve bu sol hareket üzerine atılacak bu şekilde de faşistlerin iktidara gelmelerinin önü açılacaktı. Pinelli tanınmış bir anarşist olmasından dolayı ve öldürülmeden önce İtalya’da planlanan faşist askeri darbeyle ilgili suçlamalara ilişkin soruşturma sürecinde yer aldığı bilinmesinden dolayı hedef alınmıştı.

O zamanlar Neo-Naziler Anarşist Kara Haç Milano’nun içine sızmıştı. Bu nedenle polis açısından, Pinelli’nin kendisine kurulan komplodan haberi olabileceği ve bu komploya karışan ajanların kim olduğunu bilme ihtimali netlik kazandı. Bu komplonun bütünlüğünü korumak açısından Pinelli’yi öldürmek artık zorunlu hale gelmişti.

Anarşist Tutsaklarla Uluslararası Dayanışma Haftası


2013 yazında çeşitli ABC grupları bir araya gelerek Anarşist Tutsaklarla Uluslararası bir Dayanışma Gününü takdim etmenin gerekliliği üzerine tartıştılar. Politik Tutsakların Hakları Günü veya Cezaevi Adaleti Günü gibi belirlenmiş tarihlerin olduğu göz önünde bulundurulduğunda, kendi yoldaşlarımızın hikayelerini de vurgulamayı önemli bulduk. Resmi insan hakları örgütlerinin sosyal adalet anlayışının sınırları devleti korumak için tasarlanmış ve her türden gerçek sosyal değişimin önünde engel oluşturan kapitalist yasalar tarafından çizildiğinden dolayı, bu örgütler tarafından birçok tutuklu anarşist asla politik tutsak olarak tanımlanamayacak.

Öte yandan kendi topluluklarımızın içinde dahi, hapse atılmış yoldaşlarımızı ilgilendiren isimler ve davalarla ilgili bir şey söylemek için diğer ülkelerde var olan baskılarla ilgili çok az bilgiye sahibiz.

İşte bu nedenlerden dolayı Anarşist tutsaklar için bir haftayı (Ağustos 23-30) takdim etmeye karar verdik. 23 Ağustosu bir başlangıç noktası olarak seçmemizin nedeni, bu günün 1927 yılında İtalyan-Amerikan anarşistler Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti’nin hapishanede infaz edildikleri gün olmasıdır. Güney Braintree, Massachusetts, Amerika’da bir ayakkabı fabrikasında gerçekleştirdikleri silahlı soygun sırasında 2 kişiyi öldürmekten mahkum olmuşlardı. Onların tutuklanması aslında Amerikan hükümetince yürütülen daha büyük bir anti-radikal kampanyanın bir parçasıydı. Devletin onlara karşı kullandığı deliller neredeyse yok denecek kadar azken günümüzde dahi çoğu kişi güçlü anarşist inançları nedeniyle cezalandırıldıklarını düşünmektedir.

Dünya üzerindeki anarşist grupların çeşitliliği ve doğası düşünüldüğünde, tek bir günle sınırlı bir kampanya yerine, çeşitli gruplar için organize olmayı kolaylaştıracak daha uzun süreli bir etkinlik zaman dilimine oturmuş bir ortak eylem haftası tasarladık.

Bu nedenlerle, Anarşist tutsaklar haftasıyla ilgili bilgileri diğer gruplar, topluluklar içinde yaymaya ve kendi şehrinizde organize olmayı düşünmeye çağırıyoruz. Bu organizasyonlar, söyleşilerden, film gösterimlerine, konserlerden doğrudan eyleme geniş birçerçevede yapılabilir. Bırakın hayal gücünüz özgürce aksın.

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Anarşist Tutsaklarla Uluslararası Dayanışma Haftası



Anarşist Tutsaklarla Uluslararası Dayanışma Haftası

Ağustos 23-30

Uluslararası dayanışma haftası dünyanın bir çok yerinde devlet tarafından hapsedilmiş anarşistlerle dayanışma göstermek için var.

Sessiz geceleri alevlerin ışığıyla aydınlatalım ve bizi kontrol eden, beyimizi yıkayan , bizi güden, bizi pasiflikle aldatan her şeye saldırı, yıkıcı sabotaj ve yakma pratiklerimizi biçimlendirerek yoldaşlarımızla dayanışma gösterelim.

Tutsaklıkla yüzleştiğimizde boyun eğmek yok. Sadece bu dünyayı yanarken görme tutkumuz için.

Hapishanelere Ateş!

Yaşasın Anarşi!

Kaynak:https://325.nostate.net/2016/08/07/poster-for-the-international-solidarity-week-for-anarchist-prisoners/